90’lar sokak modası için özgünlük ve cesaretin moda dünyasında altın çağını yaşadığı bir dönem diyebiliriz. Çünkü 1990’lar modasında giysiler sadece giyinmek için değil, kişiliği ve duruşu ortaya koymak için de birer araçtı. Renklerin, desenlerin ve farklı alt kültürlerin bir araya gelerek oluşturduğu bu eklektik moda anlayışı, sokakları adeta bir sahneye dönüştürüyordu.
Bugün hala etkisini hissettiren 90’lar modası, retro parçaların yükselişiyle yeniden hayatımızda. Sen de 90’ların modasının büyüsünü keşfetmek ve tarzına bu özgün dönemin havasını katmak istiyorsan seni o yılların ikonik detaylarıyla tanıştırmaya hazırız. Hazırsan gel, nostaljik bir yolculuğa çıkalım.
90’lar sokak modası, aslında tamamen bireysel ifade özgürlüğü üzerine kurulu. Bu dönemde herkes kendi tarzını yaratıyor ve modayı bir kişilik yansıması olarak görüyordu. Böylece sokaklar, adeta farklı kültürlerin ve alt stillerin karıştığı dev bir moda laboratuvarına dönüşmüştü. Bu karmaşık sokak stilinde ise bir gün hip hop esintili oversize kıyafetler görürken ertesi gün punk tarzı deri ceketlere rastlamak mümkündü.
Bu dönemin en önemli özelliklerinden biri ise markaların sokak modasında daha görünür hale gelmesiydi. Tommy Hilfiger, FUBU, Guess gibi markalar vitrinlerin yanı sıra sokakta yürüyen her gencin üzerinde görülebiliyordu. Bu da markaların gençler arasında bir statü simgesi haline gelmesine neden oldu. Böylece noda, bireysel ve toplumsal bir ifade biçimine dönüştü.
Ayrıca 90’lar, müzik ve modanın en güçlü şekilde birleştiği dönemlerden biri. Bu dönemde rap, grunge, R&B ve pop kültürleri, sokak modasının temelini oluşturuyordu. Müzik videolarında karşımıza çıkan stiller, kısa sürede sokaklara taşınıyor ve hızla yayılıyordu.
90’ların ruhunu tanımlayan en önemli unsur ise “kendin ol” mottosu. Çünkü insanlar, 90’larda modayı takip etmekten çok modayı kendilerine uydurmayı tercih ediyordu. Bu nedenle farklı tarzları bir arada kullanmak ve beklenmedik parçaları kombinlemek, bu dönemin en heyecan verici yanlarından biri.
90’ları sokak modasının ruhunu keşfettiğimize göre şimdi, bu ruhu oluşturan vazgeçilmez detayları inceleyelim.
Oversize, yani büyük beden görünümlü parçalar, 90’lar sokak modasının belki de en belirgin trendi. 90’lar modası Kadınlar için bol sweatshirtler, dev ceketler ve geniş paça pantolonlar demekti. Bu parçalar, özellikle hip hop kültüründen etkilenen gençler arasında hızla popüler hale geldi.
Kat kat giyinme alışkanlığı da oversize modasıyla birleşen bir trend.90 lar erkek modasında ise Erkek tişörtlerin üzerine açık gömlekler, onun üzerine oversize ceketler giymek mümkündü. Bu tarz, 90’lar modası erkekler için soğuk havalarda işlevsel olduğu kadar görsel açıdan da oldukça etkileyici.
Bugün oversize modası geri döndüğü için yine o dönemin rahatlığını ve özgüvenini modern kombinlerle yakalamak hala mümkün. Tek yapman gereken ise bol bir parçayı doğru aksesuarlarla tamamlamak.
Grunge, 90’lar sokak modasının en asi tarafını temsil ediyor. Seattle merkezli bu akım, Nirvana ve Pearl Jam gibi gruplarla müzik sahnesinde yükselirken modaya da güçlü bir şekilde yansıdı. Flanel gömlekler, yırtık jeanler ve postallar bu stilin vazgeçilmezleri.
Grunge etkisi ile flanel gömlekler genelde tişörtlerin üzerine açık şekilde giyiliyor, altına bol paçalı veya yırtık jeanler tercih ediliyordu. Postallar ise bu stilin sert duruşunu tamamlayan en önemli unsur. Tarzı tamamlayan diğer detaylar da saçların dağınık ve makyajın minimal olması. Bu da grunge tarzının doğal ve içten görünmesini sağlayan önemli bir etken.
Grunge, genel olarak marka takıntısını reddeden bir akım. Bu nedenle de bu akımda genellikle ikinci el mağazalardan bulunan parçalarla kombin yapılıyor. Bu özelliği sayesinde de grunge için moda endüstrisinin kusursuzluk anlayışına karşı bir başkaldırı demek mümkün
Bugün grunge tarzı, modern yorumlarla geri dönmüş durumda. Bu tarz, daha temiz kesimler ve güncel kumaşlarla harmanlansa da temel ruhunu koruyor. Flanel gömlek ve postallar ise hala bu akımın sembolleri arasında.
90’larda spor giyim, sadece spor salonuna özgü değildi. Sokakta, okulda, hatta arkadaş buluşmalarında bile eşofmanlar tercih edilebilirdi. Bu nedenle de renkli eşofman takımları, dönemin enerjik ruhunu yansıtan en ikonik parçalardan biri.
Parlak renkler, blok desenler ve naylon kumaş bu eşofman takımların imza özellikleriydi. Puma, adidas, Fila gibi markalar ise o yılların vazgeçilmezleri arasındaydı.
Kadın ve erkekler için renkli eşofmanlar genellikle uyumlu üst-alt kombinlerle giyilirdi. Bazı modellerin kolları veya paçalarında kontrast çizgiler bulunurdu. Spor ayakkabılarla tamamlanan bu kombinlere ise rahat ve dikkat çekici demek mümkün.
Bu trend, hip hop ve breakdance kültürüyle de güçlü bir bağa sahip. Çünkü dans eden gençler, genellikle hareket özgürlüğü için bu takımları tercih ediyordu. Bu nedenle de spor giyim, sahne performansının bir parçasına dönüşmüştü.
Günümüzde bu takımlar da yeniden popülerleşti. Vintage mağazalarda ya da markaların özel koleksiyonlarında 90’lar esintili eşofmanlara rastlamak mümkün. Sen de bu eşofman takımları, modern sneakerlarla kombinleyerek nostaljik ama güncel bir görünüm yakalayabilirsin.
90’lar sokak modası denince akla gelen ilk akımlardan bir diğeri ise tabii ki logomania, yani marka logolarının büyük ve göz alıcı bir şekilde kıyafetlerde yer alması. Çünkü bu dönemde markaların ismini göstermek yalnızca bir stil tercihi değil, bir statü göstergesi. Bu nedenle de tişörtlerden kapüşonlulara, şapkalardan çantalara kadar her parçada marka adı gururla sergilenirdi.
Tommy Hilfiger, Guess, FUBU, Nautica gibi markalar bu akımın öncülerinden. Logoların büyük puntolarla ve çarpıcı renklerle basılması, kıyafetin en dikkat çeken unsuru haline gelmesini sağlıyordu. Kimi zaman tüm kombinin odağı tek bir logolu parça olurdu. Bu durum ise modada minimalizmden uzak, iddialı bir görünüm yaratıyordu.
Logomania, hip hop kültüründen de büyük ölçüde beslendi. Rap sanatçıları kliplerinde büyük logolu ceketler, tişörtler ve şapkalar giyerek bu trendin yayılmasına öncülük etti. Böylece markalar ile müzik kültürü arasında güçlü bir bağ oluştu. 90’larda sokakta gördüğün bir logolu parçadan yola çıkarak bu parçanın sahibinin müzik zevkini bile tahmin etmek mümkündü.
Günümüzde ise logomania yeniden gündemde. Ancak 90’lardaki kadar yüksek sesli değil. Modern yorumlarda logolar daha zarif ve dengeli bir şekilde yer alıyor. Yine de 90’ların cesur ruhunu yakalamak isteyenler için logolu parçalar hala vazgeçilmez.
90’lar sokak modasının en güçlü sembollerinden bir diğeri ise denim. Kot pantolon, kot ceket, kot etek hatta kot gömlek… Kısacası denim, baştan ayağa kombin yapılabilecek kadar yaygındı. Üstelik “denim on denim” yani “kot üstüne kot” kombinleri o dönemin en sevilen trendlerinden biri.
Geniş paça jeanler, düşük bel pantolonlar ve asit yıkama efektleri dönemin denim modasını tanımlayan unsurlar arasında başı çekiyor. Genellikle kot ceketlerin arkasında renkli işlemeler, yamalar veya baskılar bulunurdu. Böylece her parça kişiselleştirilmiş bir hava kazanırdı. Kendi ceketine yama dikmek ya da boyayla desen yapmak da bu modanın bir parçasıydı.
Bugün denim modası hala güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor. Ancak 90’lardaki gibi cesur desenler ve asit yıkama efektleri çok sık kullanılmıyor. Yine de retro görünümler sayesinde 90’lar havasını modern kombinlere taşımak oldukça kolay.
Sen de 90’lar sokak modasının tüm bu vazgeçilmez detayları arasından dolabına birkaç parça ekleyerek nostaljik ve bir o kadar da modern bir görünüm elde edebilirsin. “Peki, tüm bu parçaları nerede bulacağım?” diyorsan da 90’lar tarzını oluşturacak kombinler yapmak için House of SuperStep’e göz at ve sana en uygun parçalarla kendi tarzını oluştur.
Günümüzün sokak modasını da keşfetmek istersen “Sokak Modasında En Popüler Sneaker Modelleri” yazımızı şimdi okuyabilirsin.